2001-serarslan-farkli-olmak-nedir-ki-973-950px
Farklı Olmak
3 Nisan 2017
kim
Kimsin???
3 Nisan 2017
Show all
man look his money fly away

man look his money fly away

para ile ilgili görsel sonucuPARA, en büyük yalan mı? Tek gerçek mi? Zorunluluk veya mutluluğun anahtarı mı? Neden en çok düşündüğümüz ama her düşündüğümüzde adını söylemek konusunda tereddüt ettiğimiz şey, realitenin kimilerine göre en büyük silahı.

Sizlerin paraya bakış açınız nedir? Para hakkında ne düşünüyorsunuz? Kimi cevapları duyar gibiyim. “Para en son planda gelir, benim bazı moral değerlerim var”, “Parayı veren düdüğü çalar, kimseyi tanımam”, “Para ile geçimsizim, kovaladıkça kaçıyor”, “Şanssızım, para hiç önümden geçmiyor ki yakalayayım”, “Ben aileden zenginim, hiç kazanmak zorunda kalmadım”…

Para hayatı kolaylaştıran ve bir noktadan sonra hayatta kalmak için çok gerekli olan bir araç ise bunu kabul ettiğimizde evrenimizdeki para bize nasıl görünür? Size rahat bir hayat yaşatacak kadar paranız var mı? Bu genellikle hayır diye cevaplanan bir soru. Yeterli para konusunu bir tekne ve denizin ilişkisine benzetirim ben hep. Bir tekneniz vardır ve bunun eni boyu tipi ne olursa olsun her tekne en az bir kişiyi denizde gezdirecek şekilde yapılmıştır. İnsanın para realitesi mutlaka tek başına hayatta kalmasına uygun şekilde tezahür eder ama kişi genellikle bu teknenin yanlış yerine dikilerek veya gereksiz ağırlıklar edinip teknenin dengesini bozarak alabora olma başarısı gösterir ve hem denize hem tekneye verir, veriştirir.

Para konusunu tekneden götürmeye devam edersek, eğer teknenizin yeteneklerini bilirseniz denizde hayatta kalabilir ve belki tekne elverdiği kadar bir şeyler de taşıyabilirsiniz. Tekne ne kadar büyük olursa olsun yanlış yerinde durursanız onu verimli kullanamaz hatta batırabilirsiniz. Etrafınızda sadece 10 lirası ve öte yanda 10 milyon lirası olan iki kişi bulun ve sorun onlara. Genellikle her ikisi de para konusunda bir şeylerden yakınacaklardır. Ya da her ikisi de para sorunu olmadığını söyleyecektir. O halde sorun para değil, sorun sizsiniz demek geliyor içimden. Sizin paraya hangi bakış açısı ile yaklaştığınız paranın da size ne kadar sokulgan davrandığını belirleyen temel unsurdur.

Paranın yeterli olmadığına dair tüm söylemlerimiz, zihinde dolanıp imal ettiğimiz ve bize eskilerden miras kalan o korkunç ‘KITLIK BİLİNCİ’ kitabından satırlardır aslında.  İhtiyaç, lazım, yok, eksik gibi terimlerle dolu cümleler sarf ederken hiç de dikkatli değiliz. Bu ağzımızdan çıkan sözler bizim maddi realitemizi şekillendiren en basit emirler kümesi. Biz muhtaç olduğumuzu söylediğimizde, Evren (hani içinde yaşadığımızı sık sık unuttuğumuz kocaman ve sonsuz güçlü yer) bizi eksikliklerle donatarak yalancı çıkmamamızı sağlıyor. Eh, kendi ağzınla söyledin demin birader; ‘Lazım’ dedin…

Peki, bu hummalı aşk ilişkisinde kovalayıp durduğumuz o ince belli güzeller güzeli banknot demetlerini kovalamaktan vazgeçsek, keyifli ve neşeli bir köşede, bir kafede onları gayet sakin bir eda ile beklesek bu ne yaratırdı. Siz neşeli ve keyifli olduğunuzda enerjiniz iş gelirinizi ve kârınızı kilitleyecek şekilde gerilir mi? Buna neden olan her ne varsa bir an evvel sizin enerjik evreninizden çıkarmaya ne dersiniz? Kıtlık Bilinci ile çalışan bireyler paranın oluşmayacağından o kadar emindir ki gelecek olan gelirin de önünü içi malla dolu ve iyi bir köşedeki bir dükkânın önünde gidişatın kötülüğü veya müşterilerin tuhaflıklarını konuşarak engellemeyi başarırlar. Aferin! Kocaman bir aferin.

Paranın başkalarından aşırılacak bir mavi bilya olmadığını, iş hayatımızda geliri artırmak için başkalarının da kazanması ve bize para taşımasına hiç ihtiyacımız olmadığını bilseydik iş hayatı gözümüze nasıl görünürdü? Biz parayı tüm diğer bileşenlerden bağımsız olarak yaratabiliriz ve bu yaşadığımız çevreye doğrudan bir katkı oluşturabilir. Bir kere kazanmaktan yaratmaya geçince iş dünyasında ve piyasada para, özellikle nakit para üzerindeki gerilim nasıl düşer ve likidite nasıl da düzelir. Sadece benimle birlikte hayal edin, başka neler mümkün diye?

Dünyadaki tüm gerilim ve savaşlar kaynakların paylaşımı ve para yüzünden oluyor, bunu ben uydurmadım emin olun. Sözde ne geçerse geçsin -din, toprak, göç, etnisite v.s.- asıl neden temelde hep duygusal

Kıtlık bilinci, insana aç kalacağını, parasının yetmeyeceğini, durmadan kazanması gerektiğin ve asla elindekinin yetmeyeceğini aşılayan bir zararlı haşere gibi beyinleri kemirir. Oysa Bolluk bilinci buna benzemez. Eldeki imkânlarla her zaman bir şeyin mümkün olduğunu, illa geri dönüp bir şeyleri tersine çevirmeye çalışmak yerine ileriye doğru farklı olasılıkları araştırmaya ve bilinmeyen sulara yelken açmaya teşvik eden bir güvenli denizin başıdır Bolluk Bilinci! Daima eldekilerle üretmenin, yaratmanın mümkün olduğuna inanan bir dünyada neden savaş olsun? Mafya niye mevcut olsun? Neden ordu beslemek için bütçelerin yarısı heba edilsin? İşte size kocaman bir kaynak üredi bile. Dünya yeterince büyüktür, sayımız yüz milyar bile olsa. Doğru dürüst dizince her şeyin sığacağı o parlak mavi bilyanın üzerindeyiz.

Kazancımızın belli bir oranını devamlı olarak yatırıma koysak, bir kısmı ile tasarruf etsek ama bu miktarı da devamlı üzerimizde taşısak acaba para enerjimiz ne kadar değişir? Paradan korkan, adını söylemekten kaçınan, “para konuşulmaz ayıptır” diye çalışan kafadan, “ne ise konuşalım sonradan tadımız kaçmasın” diyebilen cesur bir ifadeye geçelim isterseniz. Bununla neler mümkün olur? Açıkçası elimize bir miktar para geçse onu ya hemen borçlara ve hatta gününden önce yatırıp para taşımaktan kalan korkumuzu yatıştırıyoruz. Beklesek ve faturaları gününde ödesek ve bunu hep nakit yapsak ve kredi kartı denilen finans canavarını hayatımızdan çıkarsak bu ne yaratır? Paramız bizim emeğimizi taşır, zamanımın bedelidir yerine göre. Onu maddeye tapmak anlamında değil, yaratımımızı sevmek adına sevsek ve onunla böylece barışsak acaba artık para o sevilmediği ve kaçtığı algımızla barışır ve evrenimize dolar mı? İyi düşünün, vazgeçtim hiç düşünmeyin ve böyle yapın. İyi yaparsınız…

Evrensel barışın aslında kıtlık bilincine bağlı olduğunu söylemişken bunu kendi hayatınıza almak için neler yapabilirsiniz? Önce kendinizi değerli ve sevilesi bir varlık olarak hayal edin ve bana sorun. Size ne kadar güzel olduğunuz ben yani bir arkadaşınız anlatsın. Bu kadar satırda arkadaş olduk artık değil mi? O sevilesi ve çalışkan varlığın emeklerine karşılık aldıklarını da sadece bir kaç sıfırlı bir sayı değil, evrene olan katma değeriniz olarak görüp sevin. Banka hesabından öte o sizin (zaman x emek) denkleminizin sonucu. Paraya bu şekilde bakabilmek bir çırpıda olmuyor mu yoksa?  Şimdi ve pratik birkaç araç bulalım ve onları hemen uygulamaya başlayalım o zaman. Korkmayın çok para sizi bozmaz veya yoldan çıkarmaz. Hem zaten yoldan çıkmaya niyetiniz varsa bunu kim değiştirebilir ki!

Paranın algısı ve akışı için tek karar noktası sizsiniz ve o siz ne kadar isterseniz evreninize o kadar girer ve onunla aranızda sadece siz varsınız. Çekilin ve para evreninize dolsun! Tabii seçerseniz…